14 Şubat 2008 Perşembe
11 Şubat 2008 Pazartesi
Can Sızısı
Bırakıp gitmeler üzerine
Tek kelam edilebilse insan
Üstelik sen ve senin gibisine
Kapıyı kapamaya kararlıyken
Hangi ilaç kesebilir
Cayır cayır yanan bu
Kalp sızısını
Hangi yastık azaltabilir
Ağzına dayadığın
Ciğerlerden kopan çığlığı
Acı verdin
Acı veriyorsun
Ve sen, senden
Nefret etmemi seviyorsun
Tek kelam edilebilse insan
Üstelik sen ve senin gibisine
Kapıyı kapamaya kararlıyken
Hangi ilaç kesebilir
Cayır cayır yanan bu
Kalp sızısını
Hangi yastık azaltabilir
Ağzına dayadığın
Ciğerlerden kopan çığlığı
Acı verdin
Acı veriyorsun
Ve sen, senden
Nefret etmemi seviyorsun
26 Ocak 2008 Cumartesi
Bir gün ve bir ruhtu benim kaderim
Bir gün ve bir ruhtu benim kaderim
Bir günde değişmeliydi dünyam
Ve herşey her güzellik bir güne sığmalıydı
Bir gün olmalıydı ömrüm
Bir ruh dokunmalıydı dünyama
Ve bir ruhu ben bir günümle süslemeliydim
Bir gün ve bir ruhtu benim kaderim
Ve ben
Bir günlük bir kadere
Bir ömürlük bir rüya yüklemeliydim
Ve ölmeliydim...
Bir günde değişmeliydi dünyam
Ve herşey her güzellik bir güne sığmalıydı
Bir gün olmalıydı ömrüm
Bir ruh dokunmalıydı dünyama
Ve bir ruhu ben bir günümle süslemeliydim
Bir gün ve bir ruhtu benim kaderim
Ve ben
Bir günlük bir kadere
Bir ömürlük bir rüya yüklemeliydim
Ve ölmeliydim...
Kadehler Ölüme Sevgiler Nefrete Dönüşmeden
Kadehler Ölüme Sevgiler Nefrete Dönüşmeden
Ne zaman sana benzeyen birini görsem,sen zannediyorum.
Koşup bakıyorum ardından sesleniyorum,
Oysa yoksun.
Sen geliyorsun aklıma,
Düşünüp ağlamaklı oluyorum.
Sonra..
Boşver diyorum , boşver bitti.
Her güzel şey gibi,
Kısacık bir ömürdü belki bir kaç aya sığıveren.
Sen yeni bir omuz bulursun,
Başını koyup ağlayacak yalandan.
Ben kadehime gözyaşlarımı doldurup içerim,
Sevgimi meze yapıp unutana kadar seni.
Bak.
Ağlamıyorum artık,
Gülebiliyorumda sen yokken.
Nefretimi yaktım sigaramın ucunda duman,duman.
Sevgimin üstüne bir çizgi çektim,
Silmedi silgiler .Silemedim.
İzin verde bende yaşasın sevgim.
Bırak masamda karşımda otursun.
Görmesemde bir kadehi paylaşsın benle.
Hadi gülüm.Şerefe.
Bakma sarhoş olduğuma ,bu da geçer.
Kalkarız ayağa yine.
Düşsek te yıkılmayız ölesiye.
Öylesine içiyorum iş olsun diye.
Sanmaki senin için sarhoşluğum,
Sana değil gülüm unutamadığım başkası.
Unutamadığım masum ağlamalar,masum göz yaşları.
Nasıl da inanıyor insan sevince.
Uykularımı kaçırıyor karanlık gece.
Rüzgarın uğultusu korkutuyor gülüm.
Hava soğuk, sarhoşum,denizde durgun.
Aklımı kaçırıyorum sanki,birazda üşüyorum.
Ne olur.Bir el dokunsa arkamdan,
Öpse soğuk dalgalar bedenimi.
Zor da olsa üzülme gülüm,gel gör cenazemi.
Ağlama yalnızca alkışla,
Ne zaman hatırlarsan beni.
Şişeler boşaldı,film koptu,hatırlamıyorum gerisini.
Yinede üzülme gülüm zorlayıp vicdanını.
Yine bulursun bir kaç kuruş verecek birisini.
Ama .Sevgiye ihtiyaç duyarsan bir an.
Sanmaki sana,etinedir sevgisi.
Bir anlık zevkin hırıltılarıdı rsahte sevgi sözcükleri.
Sanmaki bende sevdim,
Sanmaki sevgime isyanım geceleri.
Başkası olsa yıkılırdı belki.
Yıkılmadım ulan,düşmedim,
Dim dik ayaktayım ilk günkü gibi.
Kustuğum kan değil,kızılcık şerbeti,
Sendemi zannettin seni sevdiğimi,
Geç bunları gülüm ,geç..
Sevmedim vallahi ,sevmedim billahi,
Ben ,beni sevmişim gülüm, boş ver.
Ben kimseyi sevmem kaldıki seni.
Dur biraz.Sigaramdan bir nefes,
Rakımdan bir yudum alayım.
Oh... yarasın.
Zehir olsunda aksın içime.
Kadehler ölüme ,sevgiler nefrete dönüşmeden
Yazıyorum aklıma ne gelirse.
Ben Şairim....
Şairler son yolculuğuna uğurlanır şiirle.
Sende bana bir şiir söyle hiç sevmesende.
Biraz sıkıntıya gir oku.
Eğer gelirsen kabrime.
Çiçek getirme istemem,duada etme.
Suda dökme toprağıma üzülme.
Bir damla göz yaşı ver yeter.
Bir de şiir oku ihanet üzerine.
Ben duyarım gülüm sesin titresede.
Kim demiş şairler sevmez diye,
Şairlerde sever ölümüne hemde.
Bende sevdim ulan,sevdim işte.
Delicesine.
Tanrının laneti gibi çöktü üstüme,
Sevginin gölgesi istemesemde.
Artık şiirde yazmayacağım belki.
Belki sevmeyeceğim kimseyide.
Ölümü bekleyeceğim camdan bir kutuya koyup sevgimi.
O gün geldiğinde.
Belki hiç duymayacaksın katedrallerdeki çanları.
Sabahın bilmem kaçında camilerdeki salaları.
Üsküdar eşrafından olup,
Bilmem nerde oturan,
Vefat etmiştir .Allah rahmet eyleye...
Duysanda umursamayacaksın belki.
Nereden bileceksinki.
Biten bir ömrün,
Bitmeyen bir sevginin,
Son yakarışları bu,
Sessizce...
Ne zaman sana benzeyen birini görsem,sen zannediyorum.
Koşup bakıyorum ardından sesleniyorum,
Oysa yoksun.
Sen geliyorsun aklıma,
Düşünüp ağlamaklı oluyorum.
Sonra..
Boşver diyorum , boşver bitti.
Her güzel şey gibi,
Kısacık bir ömürdü belki bir kaç aya sığıveren.
Sen yeni bir omuz bulursun,
Başını koyup ağlayacak yalandan.
Ben kadehime gözyaşlarımı doldurup içerim,
Sevgimi meze yapıp unutana kadar seni.
Bak.
Ağlamıyorum artık,
Gülebiliyorumda sen yokken.
Nefretimi yaktım sigaramın ucunda duman,duman.
Sevgimin üstüne bir çizgi çektim,
Silmedi silgiler .Silemedim.
İzin verde bende yaşasın sevgim.
Bırak masamda karşımda otursun.
Görmesemde bir kadehi paylaşsın benle.
Hadi gülüm.Şerefe.
Bakma sarhoş olduğuma ,bu da geçer.
Kalkarız ayağa yine.
Düşsek te yıkılmayız ölesiye.
Öylesine içiyorum iş olsun diye.
Sanmaki senin için sarhoşluğum,
Sana değil gülüm unutamadığım başkası.
Unutamadığım masum ağlamalar,masum göz yaşları.
Nasıl da inanıyor insan sevince.
Uykularımı kaçırıyor karanlık gece.
Rüzgarın uğultusu korkutuyor gülüm.
Hava soğuk, sarhoşum,denizde durgun.
Aklımı kaçırıyorum sanki,birazda üşüyorum.
Ne olur.Bir el dokunsa arkamdan,
Öpse soğuk dalgalar bedenimi.
Zor da olsa üzülme gülüm,gel gör cenazemi.
Ağlama yalnızca alkışla,
Ne zaman hatırlarsan beni.
Şişeler boşaldı,film koptu,hatırlamıyorum gerisini.
Yinede üzülme gülüm zorlayıp vicdanını.
Yine bulursun bir kaç kuruş verecek birisini.
Ama .Sevgiye ihtiyaç duyarsan bir an.
Sanmaki sana,etinedir sevgisi.
Bir anlık zevkin hırıltılarıdı rsahte sevgi sözcükleri.
Sanmaki bende sevdim,
Sanmaki sevgime isyanım geceleri.
Başkası olsa yıkılırdı belki.
Yıkılmadım ulan,düşmedim,
Dim dik ayaktayım ilk günkü gibi.
Kustuğum kan değil,kızılcık şerbeti,
Sendemi zannettin seni sevdiğimi,
Geç bunları gülüm ,geç..
Sevmedim vallahi ,sevmedim billahi,
Ben ,beni sevmişim gülüm, boş ver.
Ben kimseyi sevmem kaldıki seni.
Dur biraz.Sigaramdan bir nefes,
Rakımdan bir yudum alayım.
Oh... yarasın.
Zehir olsunda aksın içime.
Kadehler ölüme ,sevgiler nefrete dönüşmeden
Yazıyorum aklıma ne gelirse.
Ben Şairim....
Şairler son yolculuğuna uğurlanır şiirle.
Sende bana bir şiir söyle hiç sevmesende.
Biraz sıkıntıya gir oku.
Eğer gelirsen kabrime.
Çiçek getirme istemem,duada etme.
Suda dökme toprağıma üzülme.
Bir damla göz yaşı ver yeter.
Bir de şiir oku ihanet üzerine.
Ben duyarım gülüm sesin titresede.
Kim demiş şairler sevmez diye,
Şairlerde sever ölümüne hemde.
Bende sevdim ulan,sevdim işte.
Delicesine.
Tanrının laneti gibi çöktü üstüme,
Sevginin gölgesi istemesemde.
Artık şiirde yazmayacağım belki.
Belki sevmeyeceğim kimseyide.
Ölümü bekleyeceğim camdan bir kutuya koyup sevgimi.
O gün geldiğinde.
Belki hiç duymayacaksın katedrallerdeki çanları.
Sabahın bilmem kaçında camilerdeki salaları.
Üsküdar eşrafından olup,
Bilmem nerde oturan,
Vefat etmiştir .Allah rahmet eyleye...
Duysanda umursamayacaksın belki.
Nereden bileceksinki.
Biten bir ömrün,
Bitmeyen bir sevginin,
Son yakarışları bu,
Sessizce...
25 Ocak 2008 Cuma
Yattığım kaya
Bu akşam o kadar durgun ki sular
Gömül benim gibi kedere diyor.
İçimde maziden kalma duygular
Ağla geri gelmez günlere diyor.
Ey gönül , gidenden ümidini kes!
Kaçan bir hayale benziyor herkes,
Sanki kulağıma gaipten bir ses
Buluşmalar kaldı mahşere diyor.
Enginden engine koşarken rüzgar,
Bende bir yolculuk heyecanı var...
Yattığım kayaya çarpan dalgalar
Çıkıver bir sonsuz sefere diyor.
Gömül benim gibi kedere diyor.
İçimde maziden kalma duygular
Ağla geri gelmez günlere diyor.
Ey gönül , gidenden ümidini kes!
Kaçan bir hayale benziyor herkes,
Sanki kulağıma gaipten bir ses
Buluşmalar kaldı mahşere diyor.
Enginden engine koşarken rüzgar,
Bende bir yolculuk heyecanı var...
Yattığım kayaya çarpan dalgalar
Çıkıver bir sonsuz sefere diyor.
Sakarya Türküsü
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir
Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.
Akışta denetlenmiş, büyük, küçük, kainat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük!..
Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal.
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan;
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkeşanlara kaçmış eski günleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hala çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgar o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.
Vicdan azabına es, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
İnsan üçbeş damla kan, ırmak üçbeş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını aşsalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve Ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, son Peygamber kılavuz!
Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir
Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.
Akışta denetlenmiş, büyük, küçük, kainat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük!..
Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal.
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan;
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkeşanlara kaçmış eski günleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hala çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgar o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.
Vicdan azabına es, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
İnsan üçbeş damla kan, ırmak üçbeş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını aşsalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve Ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, son Peygamber kılavuz!
Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)